İstanbul’un Deprem Gerçeği ve Halkın Rolü: Sorunun Kaynağı Nedir?

Homeİnşaat HaberleriKentsel Dönüşüm

İstanbul’un Deprem Gerçeği ve Halkın Rolü: Sorunun Kaynağı Nedir?

my-portfolio

İstanbul, büyük bir deprem tehdidiyle karşı karşıya olan bir şehir. Bu risk, yalnızca coğrafi konumundan değil, aynı zamanda mevcut yapı stokunun ci

“Yeniden Daha Güçlü Anadolu” Projesiyle 155.000. Konut Anahtar Teslimi Gerçekleştirildi
Eski Binamı Nasıl Yenileyebilirim?
Kentsel Dönüşümde Taahhüt Usulü Anlaşmalar ve İnşaat Maliyeti Hesaplamaları

İstanbul, büyük bir deprem tehdidiyle karşı karşıya olan bir şehir. Bu risk, yalnızca coğrafi konumundan değil, aynı zamanda mevcut yapı stokunun ciddi şekilde sorunlu olmasından kaynaklanıyor. Özellikle 1999 Gölcük Depremi öncesinde inşa edilmiş yapıların durumu, şehrin deprem karşısındaki kırılganlığını artırıyor. Uzmanlara göre, 1999 öncesinde yapılan binaların yalnızca yaklaşık %10’u o dönemin yönetmeliklerine uygun olarak inşa edilmiş durumda. Kalan %90’lık kısmı ise ya mühendislik hizmeti almamış ya da hiçbir yönetmeliğe uygun olmayan şekilde inşa edilmiştir. Bu durum, sadece o dönemki teknik yetersizliklerden değil, halkın bilinçsiz tercihleri ve kamu otoritesinin denetim eksikliklerinden kaynaklanmaktadır.

Bilinçsiz Yapılaşma ve Denetimsizlik

1999 öncesi dönemde, hızlı nüfus artışı ve çarpık kentleşme, İstanbul’da kontrolsüz bir yapılaşmaya yol açtı. İnsanlar, ekonomik ve sosyal koşullar nedeniyle, uygun bir mühendislik hizmeti almadan inşa edilen ya da imar planlarına aykırı olan yapılara yöneldi. Bu süreçte, kamu otoriteleri de yeterli denetim mekanizmalarını devreye sokmadığı için, ortaya milyonlarca güvensiz yapı çıktı. Bugün bu yapıların büyük bir kısmı, hem teknik ömrünü doldurmuş durumda hem de depreme karşı dayanıksız.

Halkın Bilgisizliği ve Beklentileri

Bugünkü tablo, yalnızca geçmişteki hataların değil, aynı zamanda halkın günümüzdeki bilgisizliğinin bir sonucu. İnsanlar, ekonomik gerekçelerle evlerini yenilemekten kaçınıyor ve devletin bu konuda tüm sorumluluğu üstlenmesini bekliyor. Ancak, bu beklenti gerçekçi değil. Devletin milyonlarca yapının yeniden inşasını tamamen finanse etmesi hem ekonomik açıdan sürdürülebilir değildir hem de toplumsal adalet açısından sorunludur. İstanbul’da hala ev sahibi olmayan milyonlarca insan varken, mevcut ev sahiplerinin tüm maliyetini kamu kaynaklarından karşılamak, toplumsal eşitlik ilkesine aykırıdır.

 

Kamu İradesinin Zor Seçimi

Kamu otoriteleri, mevcut yapı stoğunun denetlenmesi ve riskli yapıların tespiti konusunda adımlar attığında, halkta şöyle bir algı oluşuyor: “Devlet binamı yıktıysa, yenisini de yapmak zorunda.” Bu nedenle kamu kurumları, birçok eski yapıyı denetlemekten ya da yıkım kararı almaktan çekiniyor. Ancak bu yaklaşım, yalnızca sorunun ertelenmesine neden oluyor. İmar artışı gibi teşvikler sunulsa bile, halkın ekonomik katkıda bulunmaya isteksiz oluşu, süreci daha da zorlaştırıyor.

Çözüm: Halkın Sorumluluk Alması

İstanbul’daki deprem sorununu çözmek için yalnızca kamu otoritelerinin çabaları yeterli değildir. Vatandaşların da bu sürece aktif olarak katılması gerekiyor. İnsanlar, deprem riski altında yaşamanın yalnızca kendi hayatlarını değil, çevrelerindeki insanların hayatlarını da tehlikeye attığını anlamalıdır. Ayrıca, ev sahibi olmanın sadece bir hak değil, aynı zamanda bir sorumluluk olduğunu kabul etmelidirler.

Bilinçlenme ve Adil Bir Sistem

Toplumun bilinçlendirilmesi, bu sürecin olmazsa olmazıdır. Vatandaşlar, mülklerini yenileme konusunda sorumluluk almalı ve kamu tarafından sunulan teşviklerden yararlanmalıdır. Bunun yanı sıra, gerçekten ihtiyaç sahibi olanları önceleyen adil bir sistem kurulmalıdır. İstanbul’un depreme dayanıklı hale gelmesi, ancak halk ve devletin iş birliğiyle mümkün olacaktır.

Sonuç olarak, bu sorun yalnızca teknik bir mesele değil, aynı zamanda toplumsal bir bilinçlenme meselesidir. Halkın yaklaşımı değişmeden, İstanbul’un deprem karşısındaki kırılganlığı azaltılamaz.

COMMENTS

WORDPRESS: 2
  • comment-avatar

    Nasıl ki trafiğe çıktığımız anda aracımızla yapacağımız her hareketin yasal sorumluluğu bize aitse ev sahipliğinde de aynı şekilde topluma karşı binadan kaynaklı olabilecek risklerin bertarafı ile can ve mal emniyetinin sağlanması için yasal sorumluluk getirilmelidir. Muayenesiz araç trafikte gezemiyorsa muayenesiz bina da yerinde kalmamalı . Riskleri tespit edilip risk teşkil eden hususlar bertaraf edilmelidir. Selamlar.

DISQUS: 1